Özel Hastane Aleyhine Açılan Davalarda Zamanaşımı Süresi 5 Yıldır.

T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2011/2343 K. 2011/11552 T. 12.7.2011

Davacılar, davacı Cemile'nin davalı şirkete ait özel hastanede davalı doktor tarafından guatr ameliyatı yapıldığını, hatalı operasyon sebebiyle ses tellerinin kullanılamaz hale geldiğini, ameliyattan sonra oyalandığını, sonuçları hakkında bilgi verilmediğini, ameliyat yerine defalarca tıbbi müdahale yapılması gerektiğini, en son ses tellerinin bulunduğu bölgeye mikrofon taktırmak zorunda kaldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000-TL maddi ve 20.000-TL manevi tazminatın davalılardan alınmasını istemişlerdir. aDavalılar, doktor hatası olmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.

Mahkemece, zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, davacı Cemile'nin tedavisini üstlenen davalı hastane ve istihdam ettiği doktorun ameliyat ve tedavi sırasındaki kusurları sebebiyle oluşan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Davadaki ileri sürülüşe ve kabule göre, davanın temelini vekillik sözleşmesi oluşturmakta olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır ( B.K.m. 386-390 ). Davalılar tarafından davacının bu talebine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunulmuştur. Davacı Cemile'nin, 16.6.2003 tarihinde guatr ameliyatı olduğu, 7.12.2005 tarihinde Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde acil operasyon ile trakeotomi açıldığı, 12.12.2005 tarihinde bu hastaneden taburcu edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı Cemile, davalı doktor tarafından yapılan ameliyat sebebiyle zarara uğradığını en geç Şişli Etfal Hastanesinden taburcu edildiği 12.12.2005 tarihinde öğrenmiş olup, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Zararın varlığının öğrenildiği tarihte davacının dava açma hakkı doğar ve zamanaşımı da işlemeye başlar. Zararın varlığının öğrenilmesi zamanaşımının başlaması için yeterli olup, ayrıca zararın kapsam ve miktarının öğrenilmesi, zamanaşımının başlaması için bir koşul olarak aranmamaktadır. O halde somut olayda, 12.12.2005 tarihinden itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlamıştır. Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesine dayanmaktadır. B.K.nun 126/4. maddesine göre vekalet sözleşmesinden doğan davalar beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Davanın açıldığı 30.10.2009 tarihinde beş yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Hal böyle olunca, mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile B.K.60. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

Daha Fazla Bilgi İçin Bize Sorun!

Sorular ve Yanıtları...